Çıraklık Olmadan Olmaz

Çıraklık Olmadan Olmaz

Çıraklık Olmadan Olmaz

3 dk okuma

Sisli puslu bir sonbahar sabahına gözlerini açtı. Önce bir süre tavana baktı, gözlerini kapatıp derin bir iç çekti. Sonra doğruldu ve kalkıp elini yüzünü yıkamaya gitti. Yüzünü ovuştura ovuştura sabunladı, sonra foşur foşur yıkadı. Bir an aynada kendiyle göz göze geldi. Biraz duraksadıktan sonra bir hışımla banyodan çıktı ve güne hazırlanmaya başladı. Metin için bugün çok önemli bir gündü. Hem sevinçli hem kaygılıydı ama kaygısı daha fazlaydı. Çünkü bugün hayatında ilk defa ticarete atılacaktı. 

Metin, çiftçi bir ailenin tek çocuğuydu. Bu senenin ürünlerini hasat etmişler, önceden de biriktirmiş oldukları paraları bir araya getirmişlerdi. Bu para, biricik oğulları için biriktirilmiş bir sermayeydi. Kendine bir dükkân açacak, böylece daha rahat bir hayat sürecekti. 

Ne var ki Metin’in daha önce hiç ticari geçmişi yoktu. Ayrıca bir dükkan açmaya tek başlarına güçleri yetmiyordu. O yüzden uzak bir akrabası olan Salim Abi’yle ortak olmuşlardı. Hatta Metin’i bu konuda cesaretlendiren de Salim Abisi idi. “Bizim oralarda yeğenim Uğur bir bakkal dükkânı açtı. İki senedir çok da güzel para kazanıyor” demişti Salim. “Salim Abi ben pek ticaretten anlamam.” “Ne olacak ya! Alt tarafı bir bakkal.” Salim abi öyle bir anlatıyordu ki, korkacak hiçbir şey yoktu sanki. 

İkisi birleşip cadde üzerinde bir dükkân kiraladılar. Özene bezene iç dekorasyonunu da yaptılar. Raflar, stantlar, tezgâhlar, en küçük detaya kadar dikkat ettiler. Şehrin büyük toptancılarının birinden mallarını da doldurdular. Ve işte bugüne geldiler, açılış günü. 

İlk haftalarda akrabalar ve dostlar sık sık uğrarlardı. Hem “hayırlı olsun” demeye hem alışverişe. Yeni bir bakkal olunca insanlar da merak ediyorlardı. Böylece müşterileri çok oluyordu. Sanki iş su gibi akıp gidiyordu. Metin’in içindeki kaygı da yavaş yavaş kaybolmuştu. Bu işten kısa sürede para kazanacak gibi duruyordu.

Zaman geçtikçe müşterileri azalmaya başladı. Bazı müşteriler aldıkları ürünü pahalı bulup iade etmek istiyordu. Bazılarıysa son kullanma tarihi yaklaşmış diye aldığı ürünü geri bırakıyordu.

Metin bu duruma pek anlam veremiyordu çünkü mal aynı, müşteri aynıydı ama iş azalıyordu. İlk zamanlarda bu konuyu Salim Abisine çok açmak istemiyordu. Neticede kendisi bir çiftçiydi. Zamanla bunun da geçeceğini, Salim Abisinin halledeceğini düşündü. Ama işler kötüleştikçe ortağıyla da arası açılmaya başladı. En sonunda kendini tutamadı:

- “Salim Abi, neredeyse bir yıl oldu. Kâr edeceğiz derken sermayemizi tüketiyoruz” dedi Metin 

- “Evet Metin, ben de farkındayım, eriyoruz” diye içini çekerek cevap verdi Salim. 

- “Peki, Uğur nasıl oldu da bu kadar büyüttü, biz küçülüyoruz!” diye çıkıştı Metin. 

Uğur liseden sonra üç yıl kadar bir toptancıda çalışmıştı. Ama öyle kasa başında değil, çırak olmuştu. Her türlü işe atlayıp zıplaması gerekiyordu. Hem kendi patronunu hem müşterileri alttan alıyordu. Dükkânın kepenklerini açıp kapatan da oydu. Böylece çok şey öğrenmek zorunda kalmıştı. Hangi mevsimde hangi ürün daha çok ilgi görür? Hangi ürünlerin son kullanma tarihleri daha kısa sürelidir? Neler eksik listesine eklenir? Öyle her müşterinin sorduğunu eksik listesine eklenmeyeceğini öğrenmişti. Uğur bu işi açmadan önce her türlü ön bilgiye vakıftı. Çünkü daha öncesinde tam bir çırak olmuştu. 

Metin işin başında bunun farkında değildi işte. Bunları yolun başında değil, sonunda öğrenmişti. Bu da ona çok pahalıya patlamıştı. Salim Abisine güvenip işlerin hallolacağını zannetmiş, ne yazık ki yanılmıştı. En sonunda Salim’le tadı tuzu kalmamış, dükkânı kapatmışlardı. 

Metin tekrar çiftliğe döndü. “Belki ileride bir çocuğum olur, ona dükkân açarım” düşüncesiyle sıfırdan biriktirmeye başladı…
Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (13)

  • Ekrem Ç. dedi ki

    3 Şubat 2026

    İnsan her hangi bir şeye başladığında, bir an önce sonucu görmek, başarılı olmak istiyor. Halbuki o konuda başarılı olanların nasıl bir süreçten geçtiğini merak etseler ve onların yaptıklarını yapmayı deneseler, kendilerinin de başarıya ulaşmaları mümkün olacaktır.

  • Murat dedi ki

    3 Şubat 2026

    Çıraklığını yapmadığımız bir işin Ustalığını yapamıyoruz malesef çok net.Deneyim transferi çok önemli başklarına güvenerek açılan iş olmuyor.

  • Fatih B. dedi ki

    3 Şubat 2026

    İşe tüm detaylarıyla hakim olmadan usta olamıyoruz. En sağlamı, en aşağıdan kademe kademe yükselerek çıkmak.

  • Atike dedi ki

    4 Şubat 2026

    Çıraklık işin basite disiplin kısmı yani binanın temeli, insan burayı hallederse sağlam temelin üstünü çabuk çıkıyor

  • AYSEL YILDIZ dedi ki

    9 Şubat 2026

    İnsanoğlu çıraklığın yaşamadan işi en üst kademeye getirmek istiyor malesef

  • Bünyamin G. dedi ki

    12 Şubat 2026

    İnsan genellikle hayata patron olarak başlamak istiyor. Ama bilmediğini öğrenmek bile çok pahalıya mâl oluyor maalesef.

  • Fatih A. dedi ki

    12 Şubat 2026

    İnsan hayatında hep bi beklenti içinde yaşıyor değil mi. bir düşünelim geçmişte çıraklığını yaşadığımız işlerde daha özgüvenliyiz ve kendimiz üstesinden gelebiliyoruz.

  • Hilâl dedi ki

    14 Şubat 2026

    "Daha rahat etmek" için girilen hiç bir iş rahat vermez :) Başta niyet yanlış olunca akibet de doğru olmuyor tabii.

  • Uğur K. dedi ki

    14 Şubat 2026

    İnsan aceleci bir canlı, istiyo ki herşey bir anda olsun. Fakat insan bir anda elde ettiği şeyede kıymet vermiyor. O yüzden bir yere varmak isterse başında çok ça emek vermesi gerekir.

  • Faruk G dedi ki

    15 Şubat 2026

    İnsan, maalesef dükkan açmayı patron olmak, patron olmayı oturduğu yerden para kazanmak olarak düşünüyor. O patron bende olurum...Peki o hangi yollardan geçti sen biliyor musun?

  • Zeki K. dedi ki

    16 Şubat 2026

    Bir işin cirakligi olmadan maalesef ustalığı olmuyor. Benimde bir dükkanın olmasını mantığıyla hareket edildiginde elde avuçta birikmiş olanda gidiyor. Kendi hayatımızla kumar oynamış oluyoruz aslında. Ayaklarımız yere sağlam basmıyor. Oysa cirakliktan gelince muhasebe ne ? Uygun mal nerden alınır? Her söylenen doğrusudur? İz ve işareti nedir ? Bunları okuyabiliyor insan.

  • Berker K. dedi ki

    15 Nisan 2026

    çıraklığını yapmadığın işin ustası olamazsın derdi eskiler ne kadar doğru bir söz. hikaye bunu güzel bir şekilde anlatmış.

  • Ukbe U. dedi ki

    16 Haziran 2026

    Çıraklığını yaşamadan bir işe başlamak bilmediğin bir yolda tek başına ilerlemeye benziyor. Devamlı bir yanlış sokağa girme veya çıkmaz yollardan geri dönme veya görmediğin bir tümsekten hızlı geçerek aracına zarar verme…
    Halbuki öncesinde o yolu bilen biriyle seyahat etmek, sonra tek başına yapacağın seyahatleri daha konforlu hale getirebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.