
İlk Tuğla
Eski duvarın yan tarafı yıllardır boştu. Ne bir yıkıntıydı ne de tam bir yapı; sadece yarım kalmış bir niyet gibi duruyordu. Burası dedenin köydeki bahçesiydi. Emir, yaz başında dedesinin yanına gelmişti. Babası, bu yazın ona iyi geleceğini düşünmüştü. Emir sabırsız bir çocuktu; bir şeyin hemen olmasını ister, beklemekten hoşlanmazdı.
Dedesi bir sabah bahçeye çıkmıştı. Harcı hazırlıyor, tuğlaları duvar yapacağı yerin yakınına taşıyordu. Emir uzaktan izliyordu dedesini. Dedesinin yavaş hareketleri nedeniyle, Emir içinden bu işin çabuk bitmeyeceğini geçirdi. Dede, sakinliğini bozmadan işine devam ederken, torununu da göz ucuyla kolluyordu. Bir süre sonra Emir dayanamadı, yanına gitti ve “ne yapıyoruz dede?” diye sordu. Dedesi gülümsedi ama elindeki işi bırakmadı. Yerde duran tek bir tuğlayı gösterdi. Emir bir tuğlaya baktı, bir dedesine. Pek bir anlam veremedi. Ona göre ortada yapılmış bir şey yoktu.
Dedesi tuğlayı eline aldı, yere dikkatlice koydu. “Bugün bitirmeyeceğiz” dedi. “Sadece başlayacağız.” Emir bu sözleri duyunca duraksadı. “Sadece başlayacağız” derken dedesinin neyi kastettiğini anlamadı. Ortada bitmiş bir şey yoktu ve bu durum gayet rahatsız ediciydi.
Emir, hazırlanmış olan harcı mala ile aldı. Elini tuğlaya götürürken duraksadı. Daha başlamadan yorulduğunu hissetti. Yanlış yapma korkusu, kafasında büyüttüğü işler ve bitmiş bir duvar hayali aynı anda zihnini bunalttı. Emir tuğlayı yerine koydu. Biraz fazla bastırdığı için harç kenarlardan taştı. Tuğla da biraz yamuk durdu. Emir hemen geri çekildi. “Olmadı” dedi. Yanlış yaptığını düşünüyordu. Dedesi olumsuz tepki vermediği gibi tuğlayı da sökmedi. Sadece teraziyi alıp üzerine koydu, küçük bir dokunuşla düzeltti. “Tabii ki olmayacak” dedi. “İlk kez yapıyorsun. Çıraklığın doğasında bu var. Çırak işi yapmaya çalışır ama hemen ve kolay yapamaz. Çırak için önemli olan, başlamak ve sabretmektir.”
Tuğlalar yavaş yavaş dizilmeye başlandı. Emir her adımda güçlük çekiyordu. Harcı kararında almakta, tuğlayı dengede tutmakta zorlanıyordu. Elini nereye koyacağını bile bilemiyordu. Oysa dede öyle değildi; aynı işleri sakin ve kolaymış gibi yapıyor. Sanki elleri otomatik olarak hareket ediyordu. Emir bu farkı sessizce izliyor, yapılan işin ağırlığını daha da fazla hissediyordu.
Güneş yükseldikçe duvarın alt kademesi biraz daha belirginleşmişti. Bu arada Emir’in kolları da ağrımaya başlamıştı. Ellerine bulaşan harç kurudukça sertleşiyor, hareketlerini zorlaştırıyordu. Dedesi ara sıra duruyor, duvara bakıyor ama Emir’e bir şey söylemiyordu. Sanki onun bu zorlanmayı yaşamasını istiyordu.
Öğleye doğru Emir dayanamayıp şikayetvari bir ses tonu ile sordu: “Bu duvar ne zaman bitecek?” Dedesi soruya hemen cevap vermedi. Bir süre duvara baktı. Emir, cevabın gelmesini beklerken sabırsızlandı. Dedesi sonunda konuştu; “Bak torunum” dedi. “Şikâyet edince elin yavaşlar. İnsan söylenirken yaptığı işi de eksik yapar.” Kısa bir duraksamadan sonra ekledi: “Çıraklığın kalitesi ne kadar yakındığınla değil ne kadar dayandığınla ölçülür. Hem çıraklık, sabretmeyi öğrenme yeridir” diye tamamladı sözlerini. Emir cevap vermeden dikkatle dinledi. Dedesi tekrar işine döndü. Bir süre daha çalıştılar. Dedesi aynı tempoyla devam ediyordu; ne hızlanıyor ne de yavaşlıyordu. Emir o an fark etti ki dedesi işi bitirmeye değil, önündeki tuğlayı doğru koymaya odaklanıyordu.

Akşamüstü iş bıraktıklarında duvar hâlâ tamamlanmış değildi. Emir yorulmuştu ama sabah geldiği hâliyle aynı değildi. Ortada bitmiş bir iş yoktu, alınmış bir sonuç da. Ama koyulan her tuğla yerindeydi. Dedesi duvara baktı, sonra torununa döndü; “Bugün yaptıkların, yarın yapabileceklerinin zeminidir” dedi.
Emir o an anladı; bazı işler hemen bitmezdi ama doğru sabırla başlanan her şey, zamanı gelince yükselirdi… tıpkı her çırak sabrederse bir gün usta olacağı gibi.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (20)
FATİH B. dedi ki
13 Şubat 20261. başlamak
2. sabretmek
Kimi insan 1. kısımda kimi insan 2. kısımda zorlanıyor ama sonuçta herkesin bir işte zorlanacağı bir kısım var o yüzden bu işin doğası bu... gördüğümüz her usta anasının karnından öyle doğmadı sonuçta. bu ikisini başarabilen insanlar o konuda marifetli bir insan olmayı hak ediyor.Ekrem Ç. dedi ki
14 Şubat 2026İnsan her konuda ilk tuğlayı koyarken, ilk adımı atarken çok zorlanır. Hatta olmayacakmış gibi görünür. Ancak ilk adımı atıp, ısrarla ve azimle devam ettiğinde, eninde sonunda ustalığa yani başarıya ulaşır.
Hilâl dedi ki
14 Şubat 2026Çıraklık, kimsenin tercih etmek istemediği bir kariyer. Oysa ticarette de kariyerinde de tıpkı bu duvar gibi çırak olmadan yükselemez insan.. O nedenle belki de en hevesli olması gereken kariyer, kaliteli bir çırak olmak olmalı.. "kaliteli çırak" olmakta ustalaşmışsa kişi, hangi sektörde hangi iş olursa olsun onun duvarı kolay yükselir..
Mustafa Kaynar dedi ki
14 Şubat 2026insanı çıraklıktan ustalığa taşıyan şeylerden biri de doğru tepki vermek demek ki…
Yahya D dedi ki
15 Şubat 2026O zorlukları göz önünde büyütmemek. İlk başlamak ve ilk hamleyi yapmak çok önemli olduğunu anlattınız. Gerçekten de öyle hayatımızda bir yol olsun veya bir iş olsun ilk adımı attığımızda arkadan kalan bir adım oluyor. Mesafe ne kadar olursa olsun az önce burda değildim. Yeni geldim ve gitmeye devam etmek, ne kadar kıymetli olduğunu anlattınız. Teşekkür ederiz…
Zeki K. dedi ki
16 Şubat 2026Sabır bizim en çok ihtiyacımız olan şey aslında. İnsanların çoğu sonuca okadar çabuk istiyorki o yüzden süreçten de keyif alamıyor. İstediği sonuç olmayınca şikayet başlıyor ve daha çok problem ortaya çıkıyor.
Zeynep A. dedi ki
18 Şubat 2026Hangi usta çıraklıktan geçmemiş ki... O bir tuğla bazen hayatımızda atacağımız ufak bir adım. Sabır olmadan emek olmadan hangi işte ustalığa varabiliriz ki... Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık
selçuk dedi ki
21 Şubat 2026Sebebe odaklanmak ve şikayet etmeden başlamak. İnsan başlangıçta zorlansa da bunun başlangıcın ve çıraklığın bir sonucu olduğunu bilirse ve işini iyi yapmaya devam ederse sonuca kendisi bile şaşırıyor. Başlamak bitirmenin yarısı...
Murat Y ıldız dedi ki
24 Şubat 2026Şikayet etmek insanın elini yavaşlatıyor .İnsan şikayet etmeye başlayınca elindeki iş bozulmaya başlıyor.Çıraklıkta çok önemli.
berker k. dedi ki
2 Mart 2026Şikayet insanın ileri gitmesini engelliyor. şikayeti olanın şikayet edecek sebepleri hiç azalmıyor
Işık dedi ki
5 Mart 2026Zafer ilk adımla, o koyulan ilk tuğla ile başlıyor. Ama duvar bitmese de ne güzel dizdim bu tuğlaları diyebilmeli insan. Süreçten keyif almayı bilmeli.
Naz A. dedi ki
5 Mart 2026Bugüne kadar sonuç beklentisi ile girdiğimi her yerde çok zorlandık. Sonuçlara değil sebeplere odaklandığımızda, yeni başlangıçların zor olduğunun kabulü ile hareket ettiğimizde hayat daha keyifli bir yer olmaya başladı 🥳🌸
Aysel K dedi ki
5 Mart 2026Ne güzel yazmışsınız kaleminize sağlık 🌿
Fatma D. dedi ki
6 Mart 2026Bedelinden keyif almadığın hiçbir öyküyü geçemezsin demişti biri
Mesele varmak değil yolda güzel yürümek 🚶 🚶🚶Fatma B. dedi ki
6 Mart 2026İnsan her işte acele sonuç ister. Çabuk sıkılır. Oysa sabır ve çalışmak ne güzel dokunur insan hayatına
Handan K dedi ki
6 Mart 2026İlk tuğla ne kadar önemli. Bunu işin sonunda anlamadan o tuğlayı koyarken keyiflenmek çok kıymetli.
Özgür dedi ki
8 Mart 2026Mesele şikayet etmek değildi aslında ama 0 1 yapmaktıktı
şikayet ettikçede çözümü becesini kendimizden uzaklaştırdık ve sabırsız bir insan olmaya başladıkMuhammed K. dedi ki
10 Mart 2026Sabır ve gayretle bir işe başlanıldığında sonuca bakmaya çok da gerek kalmıyor, zaten kendisi gelecektir.
Ukbe U. dedi ki
16 Haziran 2026İnsan zorlandığı süreçlerde şikayet etmeye meyil edebiliyor. Özellikle yeni başladığı süreçlerde zorlandığı adımlarda… Halbuki yazar ne güzel söylemiş “Çıraklığın kalitesi ne kadar yakındığınla değil ne kadar dayandığınla ölçülür.” O zaman yeni başladığımız bir işte marifetimizi arttırmak için çıraklıkta yaşadığımız zorluklara sabretmek ne kadar önemli, değil mi?
Bünyamin G. dedi ki
9 Ağustos 2026İnsan sonuca odaklandığında aynı anda işin kalitesine odaklanamıyor. Bitsin de nasıl biterse bitsin diyor.
