“Keşke” yerine “İyi ki”

“Keşke” yerine “İyi ki”

“Keşke” yerine “İyi ki”

3 dk okuma

Güneşin gözleri kamaştırdığı bir Haziran günüydü. Asma yapraklarının arasından sızabilen güneş ışıkları, andezit taşı ile döşenmiş zemine vuruyordu.  Asmanın gölgesindeki masaların etrafındaki koltuklara oturmuş insanlar vardı. Bazı davetliler de yavaş yavaş bağ evine doğru geliyorlardı. İnsanların konuşmalarından, çevredeki ağaçlarda öten kuş sesleri zar zor duyuluyordu. Bahçe duvarının iç tarafına dikilmiş çiçeklerin kokuları birbirini bastırıyordu.

Gelen misafirler, tam olarak neden buraya davet edildiklerini bilmiyorlardı. Evin sahibi olan Selim; aile fertlerini, en yakın akrabalarını ve çok samimi arkadaşlarını bir pazar günü evine davet etmişti. Aslında gelenlerin birçoğu, sadece kendilerinin davet edildiklerini sanıyorlardı. Tanıdıklarını görünce bir anlık şaşkınlıktan sonra hâl hatır sormaya başladılar. Patavatsız bir arkadaşı; "Selim, yoksa bizden para mı isteyeceksin" diye soğuk bir espri yapmıştı. Haksız da sayılmazdı çünkü bir süre önce Selim yeni bir işe girişmişti.

Selim ile ağabeyi Turan ortak bir restoran işletiyorlardı. İşleri de çok iyi gidiyordu. Bulundukları çevrede iyi biliniyorlardı.  Lezzetli yemekler yaptıkları için bir gelen bir daha geliyordu. Müşteri kitleleri çok genişti, her kesimden insanlara hitap ediyorlardı. Restoranın görünen yüzünde daha çok Selim bulunuyordu. Arka plan işlerini yürüten, daha çok mutfakta olan ise Turan’dı.

Paranın dibini bulmak…

Bir gün Selim ağabeyine gelerek bir ortaklık teklifi aldığını söyledi. Bir arkadaşı ile birlikte uzak doğudan, bir inşaat malzemesinin ithalatını yapacaklardı. Arkadaşının anlattığına göre malzemenin tutmama ihtimali yoktu. "Bu malzeme piyasada henüz yok. İlk getiren biz olacağımız için paranın dibini bulacağız" diyordu arkadaşı. Selim’in kafasında da, restorandan kazandıklarını başka bir sektörde değerlendirme düşüncesi zaten vardı.

Ağabey Turan, beklendiği gibi bu fikre temkinli yaklaşmıştı. "Bizim hiç bilmediğimiz bir sektör. Yüklü bir yatırım yapmak gerekiyor. Eğer başarısız olursak tüm birikimlerimizi kaybederiz" diyerek karşı çıkmıştı. En sonunda Selim, ağabeyine resti çekmişti; "O zaman restorandaki payımı ver, ben bu işe girmek istiyorum" demişti.

Turan bu duruma çok üzülmüştü. Belki kardeşini ikna eder diye konuyu babasına açmıştı. Ne de olsa babasının uzun yıllar süren başarılı bir ticaret geçmişi vardı. Ancak babası, Turan'ın çok beklemediği bir cevap vermişti; "Eğer aranızda bir küskünlük olursa, ikinize de hakkımı helal etmem. Bunu aranızda halledin." diyerek konuyu kapatmıştı.

Riski azaltmak...

Babasından aldığı cevap karşısında çok şaşıran ağabeyi, Selim’e şu teklifi yapmıştı; "Madem bu işe girmeyi çok istiyorsun, o zaman sınırlı bir bütçeyle girelim. Hem senin istediğin olmuş olur hem de riski düşük tutarız. Eğer zarar edersek de canımızı yakmayacak bir para kaybetmiş oluruz."

Selim pek istemese de bu teklifi kabul etmişti. Arkadaşının işine, cüzi bir miktar sermayeyle ortak olmuştu. Arkadaşı, ilk seferinde yüklü miktarda malzeme siparişi vermişti. Gelen malzemeler depolara inmeye başlamıştı bile.

Bu arada Selim'in arkadaşı toptancılara giderek siparişleri almaya başlayacaktı. Daha önce malzemenin tanıtımını yaptığı herkes, piyasada çok tutulacağını söylemişlerdi. Ne var ki siparişleri almak için gittiğinde, dünyası başına yıkılmıştı. Yeni yapılan bir mevzuat değişikliği sebebiyle, söz konusu malzemenin inşaatlarda kullanımı artık mümkün değildi.  Böyle bir şey nasıl olabilirdi? Bu kadar kısa sürede nasıl böyle bir değişiklik yapılabilirdi?

En sonunda ellerindeki malzemeyi, farklı amaçlarla kullanmak için maliyetinin çok altında satabilmişlerdi. Tabii Selim'in arkadaşı tüm mal varlığını kaybetmişti.

İyi ki…

"Değerli misafirler, bugün buraya neden davet edildiğinizi merak ediyorsunuz. Şu yanımda oturan kişi var ya, ağabeyim… Hepinizin huzurunda onun elini öpmek istiyorum. Öngörüsüyle hem beni hem de ailemizi büyük bir zarardan kurtardı.” diyerek ağabeyinin eline sarıldı Selim.

“Yeni bir işe başlarken, varlığımın tamamıyla yatırım yapılmaması gerektiğini yaşayarak anladım. Başarısız olması durumunda canımı yakmayacak bir miktarla girmenin faydasını ağabeyim sayesinde öğrendim. İyi ki onun sözünü dinlemişim” diyerek konuşmasını tamamladı.

Gözleri dolmuş olan ağabey elini öptürmek istemeyerek hemen ayağa kalktı ve birbirlerine sarıldılar. Bu manzarayı gören anne babaları hıçkırıktan yerinden kalkamıyordu. Olan biteni anlamaya çalışan misafirlere gelişmeleri kısaca açıkladı Selim. Sonrasında, gelen misafirler ve aile fertleri, Selim'in özenle hazırladığı yemekleri afiyetle yediler. Manzara eşliğinde çaylarını ve kahvelerini içtikten sonra evlerine dağıldılar.

Keşke yerine İyi ki…

İnsan hayatında birçok “Keşke”ler vardır. Yaptıkları veya kaçırdığı fırsatlar nedeniyle pişmanlıkları… “Keşke babamın sözünü dinleseydim de bu arabayı almasaydım.” gibi. Bir de “İyi ki”ler vardır. Yaptığından veya yapmaktan sakındığından dolayı memnun oldukları… “İyi ki ağabeyimin sözünü dinleyip bu işe girmişim” gibi.

Hayatımızdaki “İyi ki”lerin sayısının “keşke”lerden fazla olması için neler yapmak gerekir sizce?

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (18)

  • Fatih B dedi ki

    25 Şubat 2026

    İnsan bir sürece girerken her şey yolunda gidecekmiş gibi zannedebiliyor... Bu yüzden de sürece tüm sermayesiyle giriyor. ufak bir aksilik olunca da her şeyini kaybediyorlar.
    o yüzden sonunda iyi ki demek için bir demosunu yaşamak lazım o işin... sonra duruma göre süreç içerisindeki zorluklara razıysan tam sürüme geçersin :) İşte insanların en çok ıskaladığı kısım burası. hepimiz işin sevdiğimiz kısımlarına odaklanıp bodoslama atlıyoruz. Ama süreç benden ne bekliyor, sevmediğim kısımlar ne, zorlandığım kısımlar ne? Bunları bilmeden işe girince insan ilk zorlukta bırakıyor.

    • Cansu P. dedi ki

      5 Mart 2026

      Hep derler ya 'Bir bilene danışmak lazım...' diye. Gerçekten danışmak lazım. Bu çoğu zaman işimize gelmiyor ama 'keşkeler' azalacaksa neden olmasın🤗

  • Kayhan dedi ki

    2 Mart 2026

    Bu makaleyi okurken insanın gözünün önüne hayatındaki keşkeler ve iyikiler geliyor… Ne yazıkki keşkeler daha fazla:(

  • Zeynep A. dedi ki

    5 Mart 2026

    Keşkelerimiz elimizdekilerin çok daha fazlasını istememizden çoğalıyor. Her yeni bir sürece ufak bir adımla girince tedbir almış oluyoruz aslında...

  • Işık dedi ki

    5 Mart 2026

    İyikilerin fazla olması için insan bir bilene sormayı adet edinmeli. O işi daha önce yapmış bir var mı? Neler yalamış. İnsan iyi örnekten de kötü örnekten de ders çıkarabilir çünkü. Yeter ki çevresine bu gözle baksın.

  • Ayşe A. dedi ki

    5 Mart 2026

    İyikilerimizin artması için sonuç değerlendirme yapmak, bir bilene danışmak gerekir. Bir işe girerken varını yoğunu koymadan küçük küçük girebilmek..
    Hayat bizden hep sağlam adımlarla bilinçli olarak ilerlememizi ister.

  • Ayse G. dedi ki

    5 Mart 2026

    Yazida Selimin kardesi icin bulundugu tavsiye cok stratejik…
    Insan ticaret hayatinda hep boyle on gorulu olsa yasadigi olumsuzluk karsisinda az yara ile olayin icerisinden cikabilir..
    Fakat duygularimiz olaylarin iciresinde ve kazanc karsisinda malesef ki aktiflesebiliyor..
    Bu makale ile kendi ticaret hayatimiza bile konumlandirabiliriz..

  • Fatma D. dedi ki

    5 Mart 2026

    “Eski zamanım şimdiki aklım olsaydı” deriz
    Ama “bir bilene danışsak” aslında keşkelerimizin yerini iyikiler alabilir ok yollardan illaki birileri geçti birileri iş açtı kazandı birisi kaybetti birisi başardı diğeri yanlış hamle yaptı daha önce o yollardan geçenlerden kendi hayatımıza alabildiklerimiz bizi keşkelerden kurtarıp iyikilere vardırabilir…

  • Eylem dedi ki

    5 Mart 2026

    Hayatımızda o kadar çok keşkelerimiz var ki… onu da kaybedince anlıyoruz, bir o kadar da iyiki diyebileceğimiz sahip olduklarımız da var. Sahip olduklarımızın değerini, kıymetini bilmek çok önemli… demekki görünmeyeni aslında tedbir alarak görünür kılabiliyormuşuz…

  • sümeyye dedi ki

    5 Mart 2026

    insan istekleri konusunda çok hırslı olabiliyor. bu da onun çoğu zaman sonunu getiriyor. halbuki atak olunması gereken yerler bilinmeden, körü körüne gidilecek yollar mı?

  • Gülcan K. dedi ki

    5 Mart 2026

    İnsanın bir sürece girerken çok ufak adımlarla girmesi, çok büyük kayıpların olmamasına neden oluyor...

  • Seda Nur dedi ki

    5 Mart 2026

    Ne kadar faydalı bir makale olmuş. Keşkeleri ve iyi ki öyle olmuş dediğimiz anları ister istemez düşündürüyor. İnsan kaybettiğinde de kazandığında da olacakları da ön görüp ona göre hamle yapmalı. Kalemize sağlık.

  • Gülçin dedi ki

    12 Mart 2026

    Küçük bit tedbir gibi görünse de ne kadar önemli bir hamle olduğunu insan yaşayınca anlıyor.. Çok güzel bir yazı elinize sağlık🌷

  • berker k. dedi ki

    13 Mart 2026

    iyikileri çok olan insan olmak için; iyikileri çok olan insanların yaptıklarını yapmak lazım...

    iyi ki bu yazıyı okumuşum :)

  • Muhammed K. dedi ki

    18 Nisan 2026

    "Keşke"leri "iyiki"ye çevirmenin yolu var mıdır?

  • Ukbe U. dedi ki

    15 Haziran 2026

    İnsan çok heveslendiği olaylar, fikirler, süreçler, ticaretler ile ilgili enine boyunu düşünemeyebiliyor. Heyecanı baskın gelebiliyor. Hayatımda ‘keşke’ dediğim durumlarda bunları görüyorum. Demek ki ‘keşke’lerimi azaltmak için beni heyecanlandıran yeni süreçlerle ilgili daha dikkatli davranmam gerekiyor…

  • Bünyamin G. dedi ki

    7 Ağustos 2026

    İnsanlar günümüzde bir işe başlarken tüm varlıkların yatırıyor ve üstüne kredi çekiyor. İşte büyük KEŞKELER böyle başlıyor.

  • Hilâl dedi ki

    22 Ekim 2026

    "Keşke" hayatın içinde yasaklı kelime :) Ne ileri götürür, ne geri getirir. Keşkesiz hayat için deneyim transferi şart.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.