
Neden Para Kazanamıyorum?
Dükkana geldiğinde neredeyse öğlen vakti olmuştu. Caddedeki araçların sesi dükkanın içine kadar geliyordu. Çalışanları selamladıktan sonra hızlı adımlarla odasına geçti. Canı pek sıkkındı bugün. Nalbur dükkanını açmasının üzerinden epey bir vakit geçmesine rağmen işler beklediği gibi gitmiyordu Ahmet’in. Karşı komşusu Enver Bey’in dükkanından ise müşteri eksik olmuyordu. Enver Bey, Ahmet’ten birkaç ay önce nalbur dükkan açmıştı. Ahmet, komşusu ile aynı ürünleri satıyordu. Hatta dükkânın dizaynını bile komşusununkine benzetmişti ama bir türlü istediği başarıyı yakalayamamıştı. Kazandığı para hedeflediğinden çok aşağıdaydı.
Ahmet aslında çocukluğundan beri ticaretin içerisinde idi. Bu sektörün nasıl işlediğini biliyordu. Çıraklık yaptığı yerlerdeki patronlara özenirdi. Hayalinde hep kendi dükkanını açmak vardı ama yıllar geçmesine rağmen yeterli sermayeyi bir türlü biriktirememişti. İmdadına dedesinden babasına kalan yüklü miras yetişmişti. Askerden geldikten sonra konuyu babasına açmış ve babasının onayı ile kiralık dükkan aramaya başlamıştı.
Dükkanı açarken masraftan kaçınmamış, hatta dükkanına iyi çalışanlar transfer etmişti. Başlarına da bir müdür olarak çalışacak birini bulup tüm işleri müdüre devretmişti. Ahmet ise dükkanın patronu olmuştu. Tüm işleri personeli yaparken, Ahmet dükkana geç gelip erken çıkıyordu. Nasılsa dükkana bir müdür yerleştirdiği için hesaplara da bakmaz olmuştu. İhtiyacı olunca kasadan para alıyor, gerisine pek karışmıyordu. Bir süre sonra ciroları yükselmesine rağmen bir türlü kâra geçemiyorlardı.
Karşı komşusu mutlaka onun yaptığından farklı bir şeyler yapıyor olmalıydı. Enver Bey ile komşuluk ilişkileri iyiydi. Ahmet öğleden sonra Enver Bey’i ziyaret etmeye karar verdi. Enver Bey’in işlerinin iyi gitmesindeki sır neydi acaba? Karşı komşusunun dükkanına girdiğinde, Enver Bey’in üstünün başının toz içinde olduğunu gördü. Alt kattaki depodan alçı çuvallarını reyona taşıyorlardı. “Ahmet, hoş geldin sefalar getirdin!” diyerek tebessümle karşıladı Ahmet’i. “Sen istersen yazıhaneye geç, rahatça otur. Aşağıda taşınacak 3 tane çuval kaldı. Onları halledip yanına geliyorum hemen” diye ekledi.
Ahmet, kan ter içinde kalmış Enver Bey’i öyle görünce dona kaldı. Kendi dükkanında hiç depodan mal taşımamıştı. Hatta depoda ne kadar mal olduğunu bile tam olarak bilmiyordu. Ne de olsa bunları yapacak personeli vardı. Enver Bey’in de yanında 2 tane çalışanı vardı ama neden acaba kendisi de onlar gibi çalışıyordu? Sonuçta Enver Bey de Ahmet gibi bir patrondu. Bu düşüncelerle yazıhaneye geçip Enver Bey’i beklemeye başladı.
Bir müddet sonra Enver Bey 2 çay bardağıyla geliverdi. “Ahmet, anlat bakalım ne var ne yok? Nasıl gidiyor dükkanda işler” diye söze başladı. Ahmet zaten bu konuyu konuşmak istiyordu. “Enver abi, dükkanı açalı kaç ay oldu ancak istediğimiz kazancı bir türlü elde edemiyoruz. Personelim iyi, dükkanım da iyi, mallarım da kaliteli ama nerede bir tıkanıklık var çözemedim. Seninle aşağı yukarı aynı zamanda açtık dükkanı. Gördüğüm kadarıyla senin işlerin gayet iyi. Ben bir yerde bir şeyi yanlış mı yapıyorum diye sana danışmak istedim” dedi Ahmet.
Enver Bey; “Ahmet, senin neyi eksik yaptığını bilemem ancak yeni iş yeri açtığımdaki düsturumu sana anlatayım.” diye söze başladı. “Yeni bir dükkan, annesinden yeni doğan bir bebek gibidir. Nasıl bir bebek annesiz hayatına devam edemez ise yeni bir dükkan da sahibi işin başında değilse devam edemez. Bundan dolayı bir müddet her gün personelimden önce işe gelirim ve işten de en son ben çıkarım. Patron oluşuma bakmadan da personelim gibi dükkanda çalışırım. Ancak bu şekilde dükkandaki düzeni oturtur ve çıkan problemlere kalıcı çözümler bulmaya çalışırım. Dükkana gelenler ile birebir ilgilenirim ve onların ihtiyacını gidermeye çalışırım. Onları devamlı müşterim haline getirebilmeye çalışırım. İşler düzene girmeden de oraya kendim haricinde bir müdür tayin etmem. Kısacası en çok bu dükkanda benim bulunmam gerekir çünkü bu dükkanın daha çıraklığı bitmedi” diye sözlerini noktaladı.
Ahmet heyecanlı bir şekilde Enver Bey’i dinliyordu. Enver Bey’in anlattıklarında kendi yapmadıklarını da gördü. Enver Bey gece gündüz dükkanında çalışırken, kendisi dükkana geç geliyordu. Müşteri gelince hemen müdürü çağırıp müşteri ile ilgilenmesini istiyordu. Şimdi anladı ki çıraklığını yapmadığı bir işin ustası olamazdı.
Ertesi gün dükkana en erken gelen Ahmet oldu. Ahmet için artık hayatında yeni bir sayfa açılmıştı.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (30)
fatih b. dedi ki
2 Mart 2026İnsan bedelsiz aldığı malı har vurur harman savurur... En iyi elemanları tutar en iyi ekipmanları kullanır. O ekipmanlar ve elemanları kullanabilecek becerim var mı diye düşünmez. İşte çıraklık bu yüzden var. Çıraklıkta en iyi ekipmanla başlamazsın elinde olanlarla marifetlenirsin. Bu her süreç için geçerli. Ama insan sadece imkanlara oynuyor. Hele patron olmak istiyorsa patron iş mi yapar?...
selçuk canbilek dedi ki
2 Mart 2026Yeni bir işletme ; işletme çırak, patron çırak, çalışanlar çırak. Bir işletme bu kadar çırağı kaldırmaz. Ustanın olmadığı yerde çırak olmaz. Patron da çıraktan olmaz.
Kayhan dedi ki
2 Mart 2026Yeni bir işletme açmış veya açacak olan insana, nasıl davranış sergilemesi gerektiğini öğreten bir makale olmuş…
Serhat Dönmez dedi ki
2 Mart 2026Çok güzel bir makale olmuş günümüzde insanlar çalışmadan emek harcamadan para kazanmak istiyor ama başında durmadığın kapısını açmadığın ve yapamadığını dükkan senin dükanın değil dükkan nın başına koyduğum müdürün dükanı orası artık
Muhammed S. dedi ki
2 Mart 2026Bir şeye sahip olmak yetmiyor, onunla ilgilenmek, vakit harcamak, sorunlarını bulmak ve çözmek te gerekiyor. Tarlan var ama ekip biçmiyorsan senin değildir. Bir aletin var evde hiç kullanmıyorsan senin olması birşey ifade etmiyor. Her şey insanın verdiği değer ve gösterdiği özen kadar değerleniyor.
B. K. dedi ki
2 Mart 2026merdivenlerle yukarı çıkarken bile basamak basamak çıkılıyor. ticarette de bu böyle...
Atilla G. dedi ki
2 Mart 2026Kestirme olan tüm yollar çıkmaz sokak aslında. İnsan sürecinde yapması gerekenleri zamanında doğru olarak yapması lazım..
Hatice lökcü dedi ki
2 Mart 2026Çıraklığını yapmadığın bir işin, ustası olamıyorsun..ne güzel bir yasa...
Fatma D. dedi ki
2 Mart 2026Bin tane de bilsen bir bilene sor demişler ;)
Ne güzel böyle deneyim alabilecek birilerinin olması hayatı nasıl da konforlu hale getiriyor
İnsan çoğu kez bilmeden yanlışlık yapıyorIşık dedi ki
5 Mart 2026Çırağı olunmayan işin ustası olunmaz... Ne güzel söylemişsiniz. Her başlangıç bir bebek gibi ilgiye muhtaç. Anneden daha iyi ilgi verebilecek var mı?
Aslı S. dedi ki
5 Mart 2026Parası olan her insanın patron olabirim yanılgısı çok güzel anlatılmış. Oysa ki emek varsa yemek var.
Emeğinize sağlık⚘️Melike dedi ki
5 Mart 2026Her şeyin bir çıraklığı var. Sen yıllarca çalışıp usta olsan bile yeni açtığın dükkanının çıraklık aşaması oluyor. Bilince zihin rahatlıyor.
Ayşe A. dedi ki
5 Mart 2026Pek çok soruma cevap olan bir makale oldu 🌸
SEDA dedi ki
5 Mart 2026Bazen çocuklara yada hayatımızdaki insanlara iyilik yaptığımızı düşünerek verdiğimiz tavizlerin aslında onlar içinde durumu zorlaştırdığını fark edemiyoruz. Talih kuşuda yoktur, çalışanın yolu vardır, her fırsat gibi gözüken imkana dönüşmediğini gösterdiğiniz güzel bir yazı olmuş
sümeyye y. dedi ki
5 Mart 2026her işin bir usulü, üslubu var. emek ettiğimiz kadar varlığımızı sürdürebiliyoruz bu hayatta. elbette ki yeni girişimler daha çok emek gerektiren işler oluyor. ama pek çoğumuz bazı detayları bilmiyor ya da bilse de önemini dahaca kavrayabilmiş değil..
Zeynep d dedi ki
5 Mart 2026Çırağı olmadığın bir işte ne gerçek problemleri görebilirsin ne de kalıcı çözüm bulabilirsin.. ustalaştıktan sonra orada olmasa da çözüm üretebilir ama önce çıraklığı hakkıyla tamamlaması lazım..
Gülcan K. dedi ki
5 Mart 2026"Yeni açılan bir dükkan bebek gibidir." Ne güzel bir benzetme yapılmış. Bebek nasıl ilgi istiyorsa, yeni bir yerde aynı ilgiyi istiyor..
Yakından tanıdığım birisi aynı sekilde bir dükkan aldı 2 tane elemanı var fakat elemandan çok o kişi çalışıyor 😊
Ve doğru olanda bu diye düşünüyor...Seda Nur dedi ki
5 Mart 2026Ne güzel bir yazı, sadece bir dükkan değil her uğraşın çıraklığı olacak ve her zaman çıraklıkta yüksek bedel gerektirecek. Kalemize sağlık, çok faydalıydı.
S.G. dedi ki
5 Mart 2026Er başlayan yol alır. Elinize sağlık...
Ekrem Ç. dedi ki
5 Mart 2026Çoğu insan, yeni kurduğu bir işte çırak olmadan patron olmak istiyor. Ticarette başarısız olan insanların en büyük yanılgısı budur diye düşünüyorum. Bu durumu anlatan çok anlaşılır bir yazı olmuş.
Muhammed K. dedi ki
10 Mart 2026İnsan bir işi haketmekten çok onun getirdiği statüyü önemsiyor, öyle olunca da olmuyor tabi :)
Dilber Çakır dedi ki
12 Mart 2026Çıraklık ne büyük nimet.
Seçilen Öztürk dedi ki
12 Mart 2026İnsan bir işte hemen statü sahibi olmak hemen patron olmak istiyor. Asıl işin zevkli kısmı işi bir yerden bir yere getirebilmek.
Zeynep A. dedi ki
12 Mart 2026Enver Bey çıraklığın hakkını verip emeğinin karşılığını alanlardan olmuş. Bize de çok şey anlatmış :) Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık...
Müzeyyen dedi ki
12 Mart 2026O tıkanıklığın cevabını bulabilmek için insanın bazen dünya kadar hata yaptığı oluyor.
berker k. dedi ki
13 Mart 2026Çok doğru bir benzetme, tıpkı yeni doğmuş bir bebek gibi iş yeri ilgiye muhtaç...
Cansu P. dedi ki
2 Nisan 2026Öğrenciyken bir hocam 'Senin ile birlikte ve altında çalışan herkesin işini yapabilir olman lazım.' derdi o günleri anımsattı... Arka mutfağın tozunu toprağını yutmadığımızda başarınında başarısızlığın da nedenlerini bilemiyoruz galibaa... Teşekkürler 💐
Ukbe U. dedi ki
15 Haziran 2026Başarıya ulaşmış kişilere imrenir insan. Ancak başarıya ulaşana kadar yaşadığı zorlukları, çözdüğü problemleri, üstesinden geldiği olumsuzlukları, erken kalktığı sabahları, taşıdığı çuvalları pek görmez. Kendisi de başarılı birini taklit ettiğinde, bu kişinin ulaştığı başarıya kısa yoldan ulaşacağını düşünür. Hâlbuki insan cefasını çekmediği bir şeyin sefasını süremiyor demek ki bu hayatta…
Bünyamin G. dedi ki
7 Ağustos 2026Günümüzde üniversite mezunları bir işyerinde işe başladığında veya kendi iş yerini kurduğunda direk yönetici olarak başlamak istiyor. Genellikle de başarısız oluyorlar. İşin sırrı çıraklık.
Hilâl dedi ki
22 Ekim 2026O işi yapanların erkencisi olmak, o konuda sonra âhiri de yapar kişiyi.
