Pirince Giderken Eldeki Bulgurdan Olma!

Pirince Giderken Eldeki Bulgurdan Olma!

Pirince Giderken Eldeki Bulgurdan Olma!

2 dk okuma

Bu yıl kış yalnızca havayı değil, işleri de sert vurmuştu. Soğuk ve yağışlı günler geride kalırken, piyasa da yavaş yavaş toparlanmaya başlıyordu. Şehrin eskiden en işlek yeri olan meydan çarşısında, eşarp ve fular üzerine çalışan bir mağazaları vardı. İyi bir üniversite kazanamadığı için babasının yanında çalışmak Ahmet'e daha cazip gelmişti. Babası da bu tercihe karşı çıkmamıştı. Babası, herkesin okumak zorunda olmadığını düşünüyordu; bu işleri yapacak birileri de olmalıydı.

Yaşadıkları ilde bu işi yapan çok kişi olmadığı için birkaç yıl öncesine kadar işleri oldukça yoğundu.  Yeni açılan alışveriş merkezi ve her çeşit ürünü satan mağazalarla birlikte dengeler de değişmişti. İnsanlar her istediğini bu mağazalarda bulabildiğinden yoğunluk oralara kaymıştı. Artan masraflarla birlikte artık dükkânın kazancı iki aileyi geçindirecek düzeyde değildi.

Havaların ısınmasıyla birlikte dükkânın önü yeniden hareketlenmeye başlamıştı. Tabureleri de uzun bir aradan sonra tekrar dışarı çıkarmışlardı. Baba oğul yan yana oturmuş, havadan sudan konuşuyorlardı. Sonra konu yavaş yavaş dükkânın durumuna geldi. Ahmet'in aklında bayan abiye kıyafetleri işine girmek vardı. Babası, yeni bir şey denemeye ilk defa sıcak bakıyordu. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen Ahmet, düşüncelerini net bir şekilde anlatmaya başladı.

Dükkânın bir bölümü yeniden düzenlenecek, yeni ürünler eklenecekti. Vitrin, ışıklandırma ve tabela da yenilenirse dükkânın havası tamamen değişebilirdi. Ahmet, yapılacak bu değişikliklerin işi canlandıracağına inanıyordu.

Babası oğlunun sözünün kesmeden dikkatle dinledi. Ahmet konuşmasını bitirdiğinde, kısa bir sessizlikten sonra babası söze başladı:

- Ahmet, bak oğlum! Heyecanını anlıyorum. Dediğin gibi dükkânın havası değişir, müşteri de çekebilir. Ne var ki bu işin yolu bu değil. Senin anlattığın iş; tadilat, vitrin, ışıklandırma, tabela... Bunların hepsi masraf. Bunun üzerine bir de dükkâna mal satın almamız gerekiyor. Yeni bir işe girerken elindeki her şeyi ortaya koymazsın. Hele borca girip, imkânını zorlayarak hiç girmezsin.

Büyük adımdan önce küçük adımlar

Göz ucuyla Ahmet'in yüzündeki tepkileri süzerken sakin bir şekilde devam etti babası:

- Bizim bir geçmişimiz var oğlum. Bu dükkân öyle kolay kurulmadı. Az çok bir müşteri kitlemiz, bir düzenimiz var. Hepsini bir anda riske atmaya gerek yok. Dediğin gibi dükkanın yarısını boşaltmaya da gerek yok. Bir köşeye bir miktar ürün koyarsın; olur mu, olmaz mı bakarsın. Tutarsa büyütürsün, tutmazsa elindekinden de olmazsın. Büyük masraflara da girmene gerek yok. Tadilat, tabela, vitrin... Bunlar sonra da yapılır. Önce iş yürür mü, ona bakmalısın. Kulağına küpe olsun: Yeni bir işe girerken önce az masrafla denersin, sonra adım atarsın. Biz böyle gördük... Zaten hayat da böyle değil mi? "Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan da olma."

Ahmet, babasının sözünü dinledi ve işe küçük bir denemeyle başladı. Dükkânın bir köşesine yeni ürünler koydu. Zamanla müşterilerin ilgisini ölçtü, hangi ürünün satıp hangi ürünün satmadığını anladı. Riski minimize ederek, adım adım ilerledi.

Yıllar içinde o küçük köşe büyüdü de büyüdü, iş genişledi. Ahmet, artık kendi dükkanını işletiyor, kendisi gibi küçük Ahmet'ler yetiştiriyordu. Babasının kendisine yıllar önce anlatmaya çalıştığı şeyi anlamıştı. Büyük riskler değil, doğru yapılan küçük denemeler kazandırır. Yetiştirdiği çıraklarına ilk öğrettiği şeylerden biri de buydu.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (16)

  • Işık dedi ki

    30 Nisan 2026

    Bir ön atak yapmakta her zaman fayda var…

  • Zeliha. dedi ki

    30 Nisan 2026

    Bizler bazen fazla kazanç istediğimiz için bazen büyük hamleler yapıyoruz. Oysaki Ahmetin babasının nasihati çok değerliydi.
    Güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık…

  • Hatice dedi ki

    30 Nisan 2026

    Küçük küçük adımlarla deneyimlerimizle yolumuza devam edersek elimizdekinden de olmayız. Yani Elindeki bütün cephane ile savaşa girilmez.

  • Muhammed K. dedi ki

    2 Mayıs 2026

    Her ne kadar insan batacaksam büyük denizde batayım diye düşünse de işin aslı hiç de öyle değil, sürdülebilir bir gelecek için birikimli bir geçmiş gerekir. Bu da ancak ufak adımlarla olur. Elinize sağlık.

  • Fatih B. dedi ki

    2 Mayıs 2026

    teoride düşündüğümüzde bize mantıklı gelen fikirler, uygulamada beklediğimiz sonuçları vermeyebilir.... O yüzden ufak bir test sürüşüne çıkmak lazım :)

  • selçuk canbilek dedi ki

    2 Mayıs 2026

    İşimizi büyütürken deneyim transferi çok önemli. Yapacağimız ön atağın sonucu asıl atağımızın belirleyicisi oluyor. Bunu biliyor olmak veya transfer edebiliyor olmak çok büyük konfor.

  • Haşim Sümertaş dedi ki

    3 Mayıs 2026

    Babasının tavsiyesi üzerine Ahmet belirsizliği ortadan kaldırıp, bir işi dışarıdan değilde kendi içinde minik adımlarla büyüyebileceğini kanıtlamış oldu. Başarılar.

  • Seviye Zeren dedi ki

    5 Mayıs 2026

    Ne güzel nasihatler. Deneyimlerini paylaşmak, bunu motivasyonu düşürmeden güzel anlatmak çok hoş. Bir de bunu doğru insana, doğru zamanda aktarmak...

  • Melek H dedi ki

    12 Mayıs 2026

    Hemen zengin olmanın hayali yeni nesilde daha arttı . Eskiden daha çok insan ölçülü gidiyordu. Gerçekten her işte sabır çok önemli.

  • Kadriye Ş dedi ki

    12 Mayıs 2026

    Çok kıymetli bir nasihat, keşke herkes bu kıymetli nasihatı farkına varsa, etrafımızda bunu bilmeyen ve kaybeden çok kişi var.

  • Gülay dedi ki

    13 Mayıs 2026

    Bir şeylerin mükemmel olmasını beklemek insana vakit kaybettirip hayal kırıklığına uğratabilir. İşle ilgili böyle süreçleri tüm heyecanına rağmen belirsizliğe girmeden, ufak adımlarla ve sabırla ilerletmek daha iyi olacaktır.

  • Zeynep A. dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Elimizdekini kıymetini bilmeyip, dahasını isteteyince olanlar oluyor...

  • Ukbe U. dedi ki

    14 Haziran 2026

    İnsan yeni girdiği bir ticarette, elde edeceği büyük başarı ve kazancı ancak büyük oynayarak elde edeceğini zannedebiliyor. Büyük kazançları büyük yatırımlarla kazanacağını düşünebiliyor. Bu heyecan ile aldığı riskleri göz ardı edebiliyor. Ve elindeki her şeyi ortaya koyuyor. Halbuki, tıpkı yeni yürümeye başlayan bir bebek gibi, başarının, öncesindeki küçük adımlarla geldiğini anlatan faydalı ve güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık…

  • Emine K. dedi ki

    17 Temmuz 2026

    Ticari girişime atılmak isteyenler keşke bu yazıyı okuyabilse 🥹
    Günümüzde yanlış aktarılan bilgilerin ne kadar zarar ettirdiğini anlayabilse. 🌿

  • Bünyamin G. dedi ki

    2 Ağustos 2026

    Büyük değişim, büyük masraf, büyük risk ve bu büyük riskin sonucu olumlu olabilme ihtimali çok çok düşük. Etrafımda böyle batan bir sürü tüccar var. Maalesef önce krediye muhtaç kalıyor sonra da beklenen son gerçekleşiyor.

  • Hilâl dedi ki

    22 Ekim 2026

    Bebek adımı olmasaydı, yetişkin adımı olmazdı.. Başlamak bitirmenin yarısıdır ama süreklilik için o başlangıç en başta mutlaka bebek adımı olmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.