Yağmur arabanın camına yağmıyor, sanki kovayla dökülüyordu. Sileceklerin hızı suyu süpürmeye yeterli gelmiyor, camı silerken çıkardıkları ince gıcırtı arabanın içinde yankılanıyordu. Klima camdaki buğuyu gidermeye yetmeyince, arada bir camı biraz indiriyordu.
Kerim, içeri dolan yağmurla karışmış toprak kokusunu içine çekti. Direksiyonu bir eliyle tutarken, diğer eliyle telefonuna uzanıp çırağı Berk’i aradı.
– Dükkânın önünde yer var mı?
– Var Kerim abi, dubaları koyduk.
– Tamam, ben yaklaşıyorum. Orayı tut, arabada malzemeler var.
Arabayı dükkânın önüne park etti. Anahtarı Berk’e uzattı.
– İşin bitince arabayı kilitlemeyi unutma.
Kampanyada kalitesiz mal mı satılır?
Hızlı adımlarla içeri girdi. Daha ceketini çıkarmadan sormaya başladı:
– Kampanya nasıl gidiyor?
Berk ve usta birbirine baktılar. Gelen sipariş sayısı çok düşüktü.
Usta tezgâhın başından seslendi:
– Kerim, sana söyledim. Malzemeyi kısarsan müşteri bir kere yer, bir daha sipariş etmez.
Kerim kaşlarını çattı.
– Yok ustam, mesele o değil. Fiyatı daha da düşürmemiz lazım. Ucuz olursa sipariş artar.
Bir süre sessizlik oldu. Sonra Kerim çırağa seslendi:
– Berk! İşin bittiyse bana bir çay kap, dışarı gel. Ustam, sen de işin bitince gelirsin.
Usta biraz sonra ellerini silerek dışarı çıktı. Kerim masada oturuyordu. Berk ise yanında duruyor, Kerim’in önündeki deftere bakıyorlardı. Kerim defteri kapatıp ustaya döndü.
– Ustam, yeni kampanya yapıyoruz; “Üç al iki öde.”
Kısa bir duraksamadan sonra ekledi:
– Bir de üç gün sonra malum bayram. Çoğu pizzacı kapalı olur. Biz açık olacağız.
Berk çekinerek araya girdi:
– Abi… geçen bayram da gidememiştim ya. Sen de “önümüzdeki bayram gidersin” demiştin…
Kerim omuz silkti.
– Sonra gidersin Berk, dükkânın durumu ortada.
O sırada içeriden telefon sesi geldi. Yeni bir sipariş vardı. Usta siparişi alıp, adresi Berk’e uzattı.
– Berk, burayı biliyor musun?
Berk adrese baktı.
– Biliyorum ustam. Ama bu yağmurda motorla gitmek biraz zor.
Kerim bunu duyunca yerinden kalktı.
– Dur, beraber gidelim. Arabayla sıkıntı olmaz.
Sipariş hazırlanır hazırlanmaz yola çıktılar. Yağmur hâlâ şiddetini azaltmamıştı. Kerim direksiyona odaklanmıştı, bir süre sonra konuşmaya başladı.
– Bak şu apartmanda bir kadın vardı. Pizza söyledi, ben götürdüm. Kapıda “Beğendiyseniz yorum yazmayı unutmayın” dedim. Kadın internete, “Beğendik, teşekkürler.” yazmış. Ama ondan sonra o apartmandan bir daha sipariş düşmedi bize.
Berk düşündü.
– Belki başka yerden söylemiştir abi.
Kerim direksiyonu biraz daha sıkı tuttu.
– Söylemiştir tabii. O apartmana başka pizzacıların motorları gidip geliyor.
Berk ona baktı.
– Abiii!… sen de bayaaa hırslıymışsın.
Kerim bir anda frene basıp arabayı yolun kenarına çekti. Berk ne olduğunu anlamadan şaşkınlık ve çekinceyle ona baktı. Yağmur camı dövmeye devam ediyordu.
Hırs mı Azim mi?
Kerim bir süre sessiz kaldı. Berk’in söylediği söz ona yıllar önce babasıyla yaptığı bir konuşmayı hatırlatmıştı. Dükkânı açmaya hazırlandıkları günlerde Kerim sürekli planlar yapıyordu. “Bir iki aya işler açılır, sonra ikinci dükkânı da açarız” diyordu.
Babası o zaman ona şöyle demişti:
– Oğlum, sen biraz fazla hırslısın, hemen zengin olmak istiyorsun. Halbuki önce işini iyi yapmayı öğrenmen gerekir. Kaliteyi yakalarsan müşteri zaten seni bulur, o zaman başarıyı yakalarsın.
Sonra da eklemişti:
– Hırslı olan değil, azimli olan hedefine ulaşabilir. Ticarette en önemli şey kalitedir. Kaliteli bir şeyi ucuza verebiliyorsan, işte bu daha da kıymetli. O zaman müşteri seni bulur, sen çağırmasan da gelir.
Kerim direksiyona yaslanıp bir süre sessiz kaldı. Yağmur camı dövmeye devam ediyordu. Bir süre sonra cebinden telefonunu çıkarıp ustaya kısa bir mesaj yazdı. “Bundan sonra malzemeden kısmak yok.”
Berk merakla ona baktı.
– Abi, bir şey mi oldu?
Kerim hafifçe gülümsedi.
– Bir şey olmadı. Sadece yanlış yerden koştuğumu fark ettim.
Telefonu cebine koyup arabayı çalıştırdı.
– Bayramda da kapalıyız.
Berk şaşkınlıkla döndü.
– Sahi mi abi… Kralsın!
Kerim sözünü kesti;
– Bayram günü pizza satmakla kimse zengin olmaz Berk. İyi pizza yaparsan zaten gelirler.
Silecekler camdaki yağmuru süpürürken araba yeniden yola çıktı.
15 Yanıt
Ne kadar güzel anlatılmış, keyifli bir yazı.. Her malın alıcısı vardır ama kaliteli malın alıcısı süreklidir. Ticarette süreklilik istiyorsak kaliteden ödün veremeyiz. Kaliteden her ödün verildiğinde geleceğinden de ödün verdiğini bilmeli insan..
çok yanlış yerlere odaklanıp kendi kendimize strese giriyoruz
İnsan dusunebildiginde ,soru sorup çözüm aradığında hemen yanında.
Evet kalite her zaman satar, ödün vermemek , hırsa kapılmamak gerekir.
Günümüzde koca koca firmaların maliyet analizi diye anlattıkları olayın tam tersine işliyor mesele yani.
Olay kaliteli olanı ucuza sunabilmekte.
Gerçek ticaretle ilgili dikkat çekici bir yazı olmuş.
‘’Sadece yanlış yerden koştuğumu fark ettim.‘’
Çok etkileyici…
Gerçekten iki kelime arasındaki ince bir çizgi.
Hırs mı ? Azim mi ?
Her zaman kalite tercih edilir 👏🏻
Bazen bir ürünü ucuz satmakta bir işe yaramaz. Önemli olan kaliteli ürün satmaktır. Kaliteyi uyguna verince insanlar o firmanın reklamınıda kendileri yapar.
“Hırslı olan değil azimli olan kazanır.” Ne kadar güzel bir ifade. Ancak insanlar hırslı olmakla azimli olmayı karıştırıyorlar. “Nasıl olursa olsun başarılı olayım” düşüncesiyle, sonuca ulaşmak için her türlü davranışı sergiliyorlar. Kısa vadede kazanmış gibi görünsek de uzun vadede kaybediyoruz. Oysa kural son derece basit ve sade: “Sen sadece işini iyi yapmaya bak.”
İnsan köşeye sıkıştığında anlıyor aslında neyin doğru neyin yanlış olduğunu
Evet insanlar azim ve hırsı karıştırdı çok güzel ibretlik bir makale