Fırsat Zannettiklerimiz

Fırsat Zannettiklerimiz

Fırsat Zannettiklerimiz

3 dk okuma

Yüzü monitörden yansıyan ışıkla parlıyordu. Yorgun gözleri ekranı takip ederken bir sağa bir sola kaydı. Karanlığın hâkim olduğu odada bilgisayarın loş ışığı, sanki Akif’in tutunabildiği tek umut gibiydi. Ortamda, bilgisayar faresinin tıklama sesinden başka bir şey yoktu. Farkında bile olmadan kahvesinden büyük bir yudum aldı. Yüzü ekşidi, “soğumuş” dedi içinden. Bir haftadır aralıksız iş ilanlarına bakıyor, bir fırsat kolluyordu. O gece de yine ekranın başından kopamamış, geceyi yarılamıştı. Pencereden esen rüzgârla irkilip kendine geldi. Bir anda içi üşüdü; kalkıp pencereyi kapattı. Saate baktığında, gecenin üç olduğunu fark edince şaşırdı. Yarın yeniden iş aramaya çıkacağını düşünerek yatağına girdi. Kafasının içindeki karmaşa yavaş yavaş ağırlaşırken uykuya yenildi.

Sabah gözlerini açar açmaz yatağın yanında duran telefonuna uzandı. Bildirimleri hızlıca geçerken gözü bir mesaja takıldı. Okuduklarını bir kez daha kontrol etti. Bir an durdu, sonra yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi. “Oleeey be!” diye bağırdı. Kahvaltı masasında olan ailesinin yanına koştu. “Oldu bu iş, oldu!” diye sevinçten bağırdı. Başvurduğu iş yerinden olumlu dönüş almıştı. Evin içi bir anda şenlendi; ailesi sevince ortak oldu. Kaynak ustası olabilmesinin ilk adımı atılmıştı. Hemen ertesi gün işbaşı yapmasını istiyorlardı. Akif için o gün geçmek bilmedi. Ertesi sabah erkenden kalktı, kahvaltısını bile yapmadan işe gitmek için heyecanla evden çıktı.

İş yerine vardığında kısa bir bilgilendirmeden sonra ustanın yanına verdiler. Akif ilk gün kaynak yapacağını düşünüyordu. Eldivenini takıp makinelerin başına geçeceğini hayal etmişti. Ancak eline bir liste verip depoyu işaret ettiler. Akif ne olduğunu anlayamadan kendini rafların arasında buldu. Gün boyunca istenen parçaları taşıdı, yerlerine dizdi. Ne kaynak vardı ne de makine sesi; sadece bitmeyen bir koşuşturma…

Günler geçiyor ama durum değişmiyordu. Geceleri yatağa uzandığında günün yorgunluğu ve yaşadıkları aklından çıkmıyordu. Kollarındaki ağrı geçse bile kafasındaki soru aynı kalıyordu: “Bu iş böyle mi devam edecek?” Kaynakçı olmak için girdiği yerde, bırak kaynak yaptırmayı, kaynak makinesini bile taşıtmıyorlardı. O iş kıdemli kalfalarındı. Ona düşen sadece izlemekti. “Sen daha işi tanımadın” diyerek izlemeye devam etmesini istiyorlardı.

Aradan üç hafta geçti. Bir öğle molasında telefonuna gelen mesajla irkildi. Kurumsal bir otomotiv firması başvurusunu kabul etmişti. Mesajı okudukça kalbi hızlandı. Daha iyi koşullar, daha düzenli bir iş… Ama kafasının içinde tek bir soru: “Burayı bırakıp gitmek doğru mu?”

Akşam eve geldiğinde her zamankinden daha sessizdi. Üzerini değiştirip odasına geçti. Aklı mesajdaydı. Yemek vakti gelmesine rağmen sofraya çıkmadı. Babası meraklanıp odasının kapısını araladı.

− Ne yapıyorsun burada oğlum? Hayırdır?− Bugün başka bir yerden dönüş aldım baba. Otomotiv firması… kabul etmişler.− Ne yapacaksın peki?− Kaynak değil. Robotik kaynak varmış. Makinenin başında duruluyormuş.− Kaynağı bilmeden o makinenin başında durulur mu?− Bilmiyorum baba… Büyük firma sonuçta.

Babası sustu, Akif’in yüzüne dikkatlice baktı.

− Bak oğlum. Sen buraya kaynakçı olmak için girdin. Zorlanıyorsun, kabul ama işinin ehli ustaların yanındasın. Kaynağın ne olduğunu, işin ne istediğini yavaş yavaş öğreniyorsun.− Ama baba! Kaynak yaptırmıyorlar ki… depodayım.− Evladım herkes bir yerden başlar. Orada senden sadece makinenin başında durmanı isteyecekler. Bir gün “artık sana gerek yok” dediklerinde elinde ne kalacak?

Babası duraksadı Akif’e yaklaştı ve sözlerini sürdürdü:

− Bazen fırsat gibi görünen şeyler, insanın elindekini de alıp götürür. Fırsat işin başında gelmez. Sen bir işe başladın. Bu iş, sonunda başarılı olabileceğin bir iş; sadece hayal ettiğin biçimde değil. Ticaretin kendine göre kuralları var. Sen şu an işin çıraklığındasın.

Akif, cevap vermedi. Babası odadan çıktıktan sonra uzun süre olduğu yerde kaldı. Söylenenler kafasının içinde dönüp duruyordu. Gözleri karanlığa dalmış, düşünüyordu. Ustaların ellerini, kaynak dikişlerini, aralarında konuşurken kullandıkları kelimeleri... Hepsinin yılların içinde oluştuğunu fark etti. “Onlar da bir yerden başlamıştı.” dedi içinden. Telefonu eline aldı, otomotiv firmasından gelen mesaj hâlâ ekrandaydı. Bir süre baktı, sonra kararlılıkla cevap yazdı. Gönder tuşuna bastığı anda içinde bir hafiflik hissetti. İş teklifini reddetmişti.

Ertesi sabah işe giderken depo yine aynıydı. Raflar, parçalar, koşuşturma… Ama Akif’in bakışı değişmişti. Bu kez sadece taşımıyor, hissediyordu. Sadece duymuyor, dinliyordu, anlamaya çalışıyordu. Kaynağın sesini, metalin tepkisini ilk kez bu kadar dikkatle fark etti. Kaynak ustası olmak bir günde olmayacaktı; ama o gün, gerçekten başlamıştı.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (27)

  • Işık dedi ki

    11 Şubat 2026

    Başarı, baştaki zorluğa rağmen ana hedeften kopmayana veriliyor... Sunulan her teklifi fırsat gören, geriye dönüp baktığında yarım yarım hayatlar görüyor.. Hiç sona ermemiş..

  • Derya B. dedi ki

    11 Şubat 2026

    İnsan zamana karşı sabrettiğinde kazanımlarını bir bilse
    Sorgulamakta sorun yok
    Sorun sabredememek

  • Aslı S. dedi ki

    11 Şubat 2026

    Her süreç bizden hakkını ister...⚘️

  • Ekrem Ç. dedi ki

    12 Şubat 2026

    İnsan, fırsat denen şeyler hazır sonuç gibi görüyor, kısa vadeli kazanç. İnsanın aceleciliği her yerde ortaya çıkıyor maalesef.

  • Serkan dedi ki

    12 Şubat 2026

    Hayatımızda çokça düştüğümüz tuzaklardan biri.Gelen her teklifi fırsat gibi algılamak.ya o fırsat gibi gözüken teklif bizden bişeyler almaya geliyorsa?

  • Serhat Dönmez dedi ki

    12 Şubat 2026

    Hepimiz öyle değilmiyiz daha rahat bir iş teklifi alınca ve parası biraz daha fazla olunca hemen ayrılmayı düşünüyoruz

  • Bünyamin G. dedi ki

    12 Şubat 2026

    Günümüzde böyle olaylara tam tersi karar verecek ve dolayısıyla yanlış yapacak çok kişi var. Gerçekten doğru karar.

  • Muhammed dedi ki

    12 Şubat 2026

    Bir şeyin ilk defa yapıldığı an insanın en zorlandığı an, ikinci defa yaparken biraz daha kolay, üçüncü defa daha kolay.. her yapmada insan zihni şartlara uyumlanmayı, praktikleşmeyi başarabiliyor. Yeter ki insan pes etmesin ve devam etsin.

  • Fatih A. dedi ki

    12 Şubat 2026

    Hepimizin hayatında vardır dikkatimizi geçen fırsatlar. Dışarıdan çok güzel görünür genellikle. Ona yaklaştıkça aslında zorlukları ve faydasız oldukları görünür ama iş işten geçmiştir.

  • Haşim S. dedi ki

    13 Şubat 2026

    Hep insanın zorlandığı zamanlarda bir fırsat görünür. Oysa o fırsat olarak görünen aslında elindekinide götürmek için gelmiştir. Çünkü insan çoğu zaman aldanmıştır.

  • Gülçin dedi ki

    13 Şubat 2026

    İnsanoğlunun sabırsızlığı, kararsızlığı ve aceleciğinden dolayı karşılaştığı son hep aynı oluyor. Büyük bir “hayal kırıklığı..” Halbuki başarı; sakin ve emin adımlarla ulaşılan bir seviye.. Keşke bunu hiç unutmasak…

  • FATİH B. dedi ki

    13 Şubat 2026

    İşte irdelemenin önemi... her fırsat zannettiğimiz gerçekten fırsat mı? İnsan burada isteklerini bir kenara bırakıp gerçekten bu seçim beni nereye götürürü düşününce daha doğru karar alabiliyor.

  • Reyhan dedi ki

    13 Şubat 2026

    Başındaki zorluk, göreceği hayrın işaretiydi.

  • İpeki K. dedi ki

    13 Şubat 2026

    Her yeni sürecin başı zordur, çok emek ister, bilinç ister, sabır ister, zaman ister. İnsanoğlu kazanmak, başarmak, sahip olmak için çok acele eder . Acele ederken de kolay yolları ister. İşin başında gelen fırsatı iyi zanneder, çıraklıkta gelen fırsat o fırsat değildir aslında. Daha fazla derken elindekini, verilen hakkını, sahip olduğunu da kaybedebilir.

  • Hilâl dedi ki

    14 Şubat 2026

    Oysa bilse ki depodaki malı tanımadan, o malı ürettirmezler insana.. Bu nedir, ne işe yarar, nerede hangi ihtiyacı giderir, ne kadar gerekir, yetişmezse ne olur, nasıl taşınır, nasıl muhafaza edilir? Hatası varsa, kullanacak olana ne zararlar verir? Kaynak özel bir iştir. Kalitesi, kullanılırken ispat olur. Özel bir işe talipse insan, o işin mutfağında çok bulaşık yıkaması gerekir. Oysa insan aceleci. İki bulaşık yıkadığında kendini çok bulaşık yıkamış zannedebilir..

  • E dedi ki

    14 Şubat 2026

    Sunulan her ne ise fırsatmış gibi zannettiriliyorsa orada bir kaç defa düşünmek gerekir.
    Her fırsat fırsat değildir. Kazandıracakmış gibi görünür toplamda kaybettirir..

  • Cansu M. dedi ki

    14 Şubat 2026

    Bunları bilince insan sabretmesi gereken noktada sabredebiliyor. İşin sonunu ön görebilir oluyor. Bu farkindalik olusturan yazı için çok teşekkürler :)

  • Mustafa dedi ki

    14 Şubat 2026

    100 TL var. Sana 10.000tl fayda sağlar.
    100.000tl var senden 200.000tl götürmek için gelmiştir. Hangisi gerçek hangisi sahte?

  • Zeki K. dedi ki

    16 Şubat 2026

    Doğru bedeller ödemeden, ortaya birseyler koymadan , bir hakedis süreci oluşturmadan neden fırsat gelsinki ? Ama insan kendini çok acayip zannettiği için fırsat ona sanki çoktan hakkettiği için gelmiş gibi gözüküyor. Doğru tepkiyi veremeyincede ömür boyu süren cirakliklar..

  • Ukbe U. dedi ki

    17 Şubat 2026

    İnsan bir işe başladığında hemen sonuca ulaşmak ister ve hedefine henüz varmadan gelen tekliflerin onu hedefine ulaşmada hızlandıracağını düşünür. Başarıya gidecek sebeplere odaklanmaktansa bu süreçte gelen tekliflerin cazibesine kapılabiliyor insan.

  • Faruk G. dedi ki

    17 Şubat 2026

    Doğrusu insanoğlu ne aceleci... Hemen olsun istiyor. Özellikle de istediği şeyler hemen olsun. Yaptığından eminsen karşılığından da emin olursun. Ne bu acelecilik...

  • selçuk canbilek dedi ki

    21 Şubat 2026

    Fırsat vermeye mi almayamı gelir. yasa bilince herşey ne kadar da kolay.

  • berker k. dedi ki

    2 Mart 2026

    ah şu zannettiklerimiz düşman olanı dost, dost olanı düşman zannediyoruz. fırsat olanı istemiyor. bizden götürecek olanı fırsat zannediyoruz. insanın gerçek olanı olduğu gibi kalibre etmeye ihtiyacı var düşünmeye irdelemeye ihtiyacı var. olayın süsü olmadıktan sonra gerçeği olduğu gibi kavradıktan sonra yanlış yapma ihtimali ortadan kalkıyor.

  • Zeynep A. dedi ki

    5 Mart 2026

    Kim çırağı olmadığı işin ustası olmuş ki? Çıraklığın hakkını verebilmek için zorluklara katlanıp hedefe odaklanmaktan geçiyormuş aslında...

  • Aysel K dedi ki

    5 Mart 2026

    “Bazen fırsat gibi görünen şeyler, insanın elindekini de alıp götürür. Fırsat işin başında gelmez. Sen bir işe başladın. Bu iş, sonunda başarılı olabileceğin bir iş; sadece hayal ettiğin biçimde değil. Ticaretin kendine göre kuralları var. Sen şu an işin çıraklığındasın.”
    Bunları bilmek ve ona göre davranmak hayatı daha yaşanılır kılıyor..

  • Naz i dedi ki

    5 Mart 2026

    Belki de daha yolun başında fırsat beklemek, asıl görmemiz gerekenleri, asıl dikkat etmemiz gerekenleri gözden kaçırmamıza sebep oldu

  • Bünyamin G. dedi ki

    9 Ağustos 2026

    Çıraklıkta fırsat gelmez, güzel söz.
    Bir şeyin fırsat olup olmadığını anlamak için bile bir deneyime ihtiyaç var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.