Uçağın Kalkması Gibi…

Korktuğu her halinden belli oluyordu. Başını önüne eğmiş ve elleri yüzünde, bildiği tüm duaları okuyordu. “İlk defa mı uçağa biniyorsunuz?” Sağında oturan yolcunun sesiyle doğruldu Engin. Cevap vermeden sadece kafasını sağa sola salladı, “ilk değil” dediYanındaki yolcu onu sakinleştirmek için konuşmayı devam ettirdi. “Korkmanıza gerek yok” dedi, tok ve güven veren bir sesle. “İnsanın uçak kazasında ölme ihtimali, trafik kazasında ölme ihtimalinden çok daha düşük.” Engin bunları duyunca az da olsa rahatlamış bir şekilde arkasına yaslandı. “Merhaba, ben Kartal” dedi yan koltuktaki yolcu. “Ben de Engin, beni rahatlatmaya çalıştığınız için teşekkür ederim. Zorunlu olmadıkça uçak yolculuğunu tercih etmiyorum.” 40’lı yaşlarda olmasına rağmen uçağa bindiği sayı bir elin parmakları kadardı.

“Belli oluyor” dedi Kartal. “Ama rahat olun, ben uçak mühendisiyim. Uçaklar kesinlikle kara taşıtlarından daha güvenli.” Bu bilgi Engin’i biraz daha rahatlatmıştı.

“Hem biliyor musunuz?” diye devam etti Kartal. “Uçaklar en fazla gücü kalkışta harcarlar. Kalkarken uçağa tam güç vermeniz lazım. Bu şekilde yaklaşık iki kilometrelik bir pistten kalkabilir. Ancak tam gücün biraz bile altında güç verirseniz, on kilometrelik bir pistten bile kalkamaz uçak.”

Kartal’ın verdiği bilgi Engin’in hayli ilgisini çekmişti. Kartalelini uçağın kalkışı şeklinde hareket ettirerek,

“en fazla gücü kalkışta ve tırmanışta harcar”

dedi. Sonra elini düz olarak ilerletti ve “yeterli yüksekliğe ulaştıktan sonra daha az güce ihtiyaç duyar” diye ekledi. En sonunda elini uçağın inişi şeklinde hareket ettirerek, “inişe geçtiği andan itibaren ise en az ç kullanır” diyerek sözünü tamamladı.

“Çok ilginç” dedi Engin, gözleri parlayarak. “İş hayatı da buna çok benziyor.” Bu sefer meraklanma sırası Kartala gelmişti. “Nasıl yani?” dedi Kartal. Engin anlatmaya başladı. “Ben de ticaretle uğraşıyorum. Aynı zamanda ticari danışmanlık da yapıyorum. Biz bir iş kurarken yani işin başlangıcında tüm enerjimizi o işe veririz. İlk birkaç yıl sadece işimize konsantre oluruz. Hatta ben danışanlarıma şunları tavsiye ederim; Bu süreçte tatile gidecek vaktiniz olmamalı, hobilerinize vakit ayırmamalısınız. Mesai kavramı olmadan çalışacaksınız. Çok çalışıp az kazanmaya razı olacaksınız. Ancak o zaman başarılı bir işin temellerini oluşturabilirsiniz. Kısacası tüm odağınız işinizde olmalı.

“İş belli bir olgunluğa geldikten sonra, sizin tabirinizle yeterli yüksekliğe çıkınca,eliyle düz uçuşu göstererek, artık başka konulara da vakit ayırabiliriz. Örneğin, yükümüzü paylaşacak, beraber çalışacağımız kişileri yetiştirebiliriz dedi Engin.

“Düzlüğe çıkınca rahata eriyorsunuz yani” diye tamamladı Kartal. “Doğru, biraz rahatlama oluyor ama o evrede de dikkat edilmesi gereken başka hususlar oluyor” dedi Engin. “Bu evrede kazançlar artıyor ve insanlar genellikle hemen onu harcama derdine düşüyorlar.” “Başka nasıl olacaktı ki?” diye merakla sordu Kartal. “Bu evrede para harcamaktan veya yeni bir yatırım yapmaktan kaçınmak lazım” diye cevap verdi Engin. “En azından yatırılan sermayeyi geri kazanıncaya kadar biriktirmek gerekiyor.” İlk defa duyduğu bu bilgiler Kartal’ın daha da ilgisini çekmişti.

“Bundan sonra rahatlarsınız artık” dedi Kartal. Evet ama bu dönemin de bazı riskleri var” diye cevapladı Engin. “Nasıl yani? Bu ticaret hayatında hiç rahat etmek yok mu?dedi Kartal heyecanlı bir ses tonu ile. “Olmaz mı?” diye Engin tam cümleye başlayacaktı ki bir anons duyuldu; “Lütfen kemerlerinizi bağlayıp koltukları dik konuma getirin…”

“Neyse…” dedi Engin. “Kısmet olursa başka bir zaman konuşuruz devamını” diyerek kartını uzattı.Merakla bekliyorum” dedi Kartal. “Ama bu kadarı bile beni heyecanlandırmaya yetti. Teşekkür ederim.” Baştaki gerginliği üzerinden atmış olan Engin ekledi “benim için büyük keyifti”.  

Uçak alçalırken ikisi de sessizleşti ve kendi iç dünyalarına döndüler. Engin’in söyledikleri Kartal’ın zihninde yankılanıyordu. Bulutların sadeliğini izlerken, kendi işi ile ilgili karmaşık düşüncelere dal.

#başarı #uçak #iş hayatı #çıraklık #çalışmak #adanmışlık

9 Yanıt

  1. Ticarethane açılırken verilen emek daha sonrasındaki sürecinde kaitesini belirliyor. İşin başında verilen emekler boşa değil…

    Loading spinner
  2. İnsanlar ticarete başlarken ya imkanlarının hepsini yada fazlasını kullandıkları için hemen usta olmak istiyorlar. Çıraklık için zamanları kalmıyor.

    Loading spinner
  3. Azı küçümsemeden emek harcamaya, bedel ödemeye devam etmek ticaretin başında çok kıymetli. Bunu hatırlatan biz yazı olmuş, elinize sağlık.

    Loading spinner
  4. Çok net ve anlaşılır bir ticaret yazısı olmuş.Uçağın kalkışı ile ticaret yani kısacası herşey herşeyle ilişkili..

    Loading spinner
  5. Her yeni işe başladığında insan büyük bir motivasyon ile çok çalışıyor ancak beklediği kazanç hemen gelmiyor. Tıpkı bir zeytin ağacı yetiştirmek gibi… yeni diktiğiniz bir ağaç 4-5 yıl zeytin vermez ama sanki yetişkin bir zeytin ağacı gibi bakım ister. İlk yılın sonunda bu ağaç zeytin vermiyor diye kesmeyiz. Aksine sabırla o ağaca bakmaya devam ederiz. Biliriz ki onun meyve vermeye daha vakti var. Aynı sabrı gösterenlerin de ticareti veya kariyerinde de başarılı bir temel oluşturduğunu görüyoruz.

    Loading spinner
  6. Evet yeni iş kurarken, başlangıçta çok emek az kazanç var. İşi öğrendikçe maliyetleri azaltıp gelirleri arttırabiliyor insan.

    Loading spinner
  7. İnsan bir işin ilk başlarında çok çalışıp eve geç geldiği çok gün oluyor ama işin ilerleyen kısımlarında bir şeyleri daha hızlı yapabiliyor daha çok kazanabiliyor. Böyle olunca da işin yanına bir şey sıkıştırabiliyor; aileyle sinemaya gitmek, dil öğrenmek, oradan çıkıp başka işleri halletmek… ama önceden sadece o gün için o iş vardı programında. 🙂 dolayısıyla hobilerine ve ailesine izin günlerinde vakit ayırabiliyordu. Çok garip, aynı insan neleri yapamazken neleri yapabilir hale geliyor… Yerdeyken uçamayan uçağın gökyüzündeyken süzülmesi gibi… devamını da merak ettim:)

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner