Üretmeden Tükettiklerimiz

Çöl sıcağını andıran bir Haziran günüydü. Güneş ışığının içeri girmemesi için ofisin stor perdeleri kapatılmıştı. Klimalardan gelen serin hava ofisin her yerini kaplamıştı. Saat dokuzu birkaç dakika geçe ofise geldi. İlk olarak ofis görevlisinden kahvesini istedi. Çalışanları ile günlük iş planı üzerinden geçtikten sonra kendi odasına çekildi.

Alptekin bir reklam firmasının sahibiydi. Sektörün önde gelen firmaları arasına girmeyi hedefliyordu. Bunun için de kesenin ağzını açmıştı. Piyasaya iddialı bir giriş yapmak adına büyük reklam firmalarının bulunduğu plazada pahalı bir ofis kiralamıştı. Firmada kendisi ile birlikte 5 personel çalışıyordu. 2 personeli potansiyel müşterilerle görüşme yapmak üzere her gün dışarı gönderiyordu. Bir personel müşterileri telefonla aramak amacıyla ofiste duruyordu. Kendisine çay kahve yapması ve ofis işlerini yürütmesi için de bir personel çalıştırıyordu.

Masraftan kaçınmayan Alptekin’in firmayı kurmak için yeterli sermayesi bulunmuyordu. Kuruluş için kalan sermayeyi, emekli öğretmen olan babasından istemişti. Babası ise oğlunun bu isteğini bankadan kredi çekerek karşılamıştı.

Firma kurulalı yaklaşık 3-4 ay olmasına rağmen, ufak tefek reklam işleri almaya başlamıştı. Bu işler genelde elemanlarının yüz yüze yaptığı görüşmeler veya telefon görüşmeleri sonucunda bulunuyordu. Müşterilere fiyat teklifleri verirken, kendisi gibi aynı işi yapan firmaların fiyatlarını referans alıyordu.

Alptekin, çevresinin yeteri kadar geniş olması durumunda daha fazla iş alacağını düşünüyordu. Bunun için itibardan tasarruf olmazdı. Her ay veya iki ayda bir, reklam firmaların patronlarının katıldığı yemekli ve eğlenceli toplantılar oluyordu. Alptekin de çevre yapmak için bu pahalı etkinliklere katılıyordu. Etkili görünmek adına pahalı kıyafetler giyiyor ve pahalı aksesuarlar takıyordu. Reklam sektöründe bu şekilde yer edineceğine inanıyordu.

Hal böyleyken Alptekin’in firmasının gelirleri işletme giderlerini karşılayamıyordu. Bu durumda Alptekin, babasından veya çevresinden para bularak günü idare etmeye çalışıyordu. Bu durum ancak 6 ay devam edebildi. Sonrasında Alptekin işyerini kapatmak zorunda kaldı.

Firma neden iflas etti?

Peki burada sorun neydi? Öncelikle Alptekin, henüz para kazanmadan kazanmış gibi davranıyordu. Yani daha kazanmadan harcamaya başlamıştı. Yaptıkları ufak tefek işlerden gelen paraları, sanki bunlar kâr imiş gibi harcıyordu. Firmayı kurarken aldığı kredileri geri ödemek gibi bir düşüncesi de yoktu. Zaten firmayı kurarken işletme sermayesini de dikkate almamıştı. Buna rağmen eline geçen azıcık parayı da hemen harcıyordu.

Peki kazanmadığı halde başka neleri harcamıştı Alptekin?

Zaman…

Firma yeni kurulmuş olmasına rağmen, Alptekin sanki patronmuş gibi davranıyordu; çalışanlardan sonra işyerine geliyordu. Oysa yeni kurulan bir firmada patron herkesten önce gelmeli, herkesten sonra çıkmalıydı.

Mekan…

Yeni kurulmuş firmanın, piyasada yer edinmiş firmalarla aynı plazada kurulmuş olması bir hataydı. Zira işyeri kirası büyük bir gider kalemi oluşturuyordu. Firmanın, kirası daha uygun bir mekanda olması tercih edilmeliydi.

Personel…

Henüz iş hacmi oluşmadan, firmada fazla sayıda personel çalıştırmaya başlamıştı. İlk başta sadece tek personel ile başlaması gerekirdi. Potansiyel müşterilerle görüşmeye elemanlarını göndermek yerine kendisi gitmeliydi. Hatta çayını kahvesini bile kendisi yapmalıydı. İş hacmi arttıktan sonra ihtiyaca göre yeni personel almalıydı.

Çevre…

Alptekin, iş çevresini sadece onlarla yemekli etkinliklere katılmak için kullanıyordu. Diğer patronlarla olan samimiyetinin kendine yeni iş fırsatı sağlayacağına inanmıştı. Patronların başarıya ulaşırken edindiği deneyimleri ise hiç merak etmiyordu. Oysa onlardan, nasıl daha başarılı olunacağı konusunda deneyimler alabilirdi. Asıl kıymetli olan bu değil miydi? Firmasının sunduğu hizmetlerin kalitesini artırmak için piyasanın deneyimine başvurmak…

Müşteri…

Daha yeni kurulmuş bir firmaydı. Buna rağmen fiyat tekliflerinde, diğer firmalarla aynı rakamları veriyordu. Aynı işi aynı fiyata yaptıracak olan müşteriler neden reklam firmalarını değiştirsinler ki? Aynı hizmet için daha düşük bir fiyat teklifi vermesi veya aynı paraya daha kaliteli bir hizmet sunması gerekirdi. Güven oluşturmak da ayrı bir faktör.

Sonuç olarak; sadece para değil, birçok konuda daha üretmeden tüketme yoluna gittiği için başarısız olmuş ve firması iflas etmişti.

Peki, sizin hayatınızda üretmeden tükettiğiniz neler var?

8 Yanıt

  1. İş yerine sabah gelince önce kahve ile başlayıp arkadaşlarla küçük bir kritik yapalım dediğin an, sohbet uzuyor, bazen dertleşiliyor, 1-2 saat kaynayıp gidiyor. Tam tersi iş ile başlayınca, ilerliyorsun, şunu da halledeyim, bunu da sonuçlandırayım derken iş yükünü hafifletmişsin. Aynı gün içinde bazı işlerin bitmesi mümkün oluyor. Arkasından içtiğin kahve, hak edilmiş bir hisle daha keyifli ve dinlendirici geliyor.

    Loading spinner
  2. Henüz bizim olmayanlara bizimmiş muamelesi yapmak ilerde sahip olacaklarımızın elimizden alınmasına sebep olabiliyor.
    Emeğinize sağlık⚘️

    Loading spinner
  3. Hayatın her aşanında böyleyiz sın zamanlarda. 3 üretelim 5 harcayalım istiyoruz. 5 harcayamasak bile 5 harcarmış gibi görünsün istiyoruz. Oysa 3 üretsek bile 3 tüketim hakkımız yok. Bu dengeyi bir kursak çok konforlu bir hayat süreceğiz.

    Loading spinner
  4. İnsanların bir çoğu üretimden keyif almayı değilde, tüketimden keyif almayı hedefledikleri için genelde sonuç bu oluyor malesef.

    Loading spinner
  5. Üretmeden tüketmeye başlamak… Başarmak istediklerimizin önünde ne büyük bir engel…

    Loading spinner
  6. Aynı makalede yazdığı gibi günümüzde insan lar hiç üretim yapmadan çalışmadan emek harcamadan patron olmak istiyor veya Sevgi yi saygı saygıyı da emek harcamadan istiyor

    Loading spinner
  7. Sıklıkla karşılaşılan bir öykü. Çevreye baktığımızda hiç yabancı gelmiyor.

    Loading spinner
    1. İnsan yeni bir işe başlarken gelir gider dengesini çok iyi kurmalı yoksa ufak ufak giderler artıkça sorun yaşamaya başlıyor. Şu an günümüzde çoğu batan firmanın hep ağızlarında şu lafı duyuyoruz. Cıroyu kâr gördük. Bu yüzden battık. Ama insanı en çok batıran gereksiz tüketimleri oluyor ne yazık ki.

      Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner